• Selim Ural

"Gönüller yapmaya geldik"

Maltepe Kaymakamı - Mustafa Tapsız

Temmuz ayında yayınlanan Kaymakam ve Vali Yardımcısı Kararnamesi ile Maltepe Kaymakamlığı görevine atanan Mustafa Tapsız, ilçedeki herkese ulaşarak gönül köprüleri kurmayı arzuladığını söyledi.

Röportaj: Selim Ural / İstanbul Ajansı

19 Aralık 2013

Ankara Vali Yardımcılığı görevinden Maltepe Kaymakamlığı görevine atanan Mustafa Tapsız, doğru projeler geliştirmek adına ilçeyi yakından tanımak gerektiğini, bunun için de gözlem ve fikir oluşturma safhasının sürdüğünü söyledi. İlçede, ekonomik anlamda sıkıntıların ilk sıralarda yer almamasına karşın gençlerin, illegal yapıların ağına düşmesinin büyük bir sorun teşkil ettiğini kaydeden Kaymakam Tapsız, devletine karşı küskün ya da kırgın olan vatandaşlara ulaşarak onlara temas etmek istediğini söyledi.


İnsanlara ulaşarak gönül köprüleri kurmak istediğini belirten Kaymakam Tapsız, bunun için herkesle bire bir görüşmek gerektiğini, ancak Maltepe gibi 460 bin nüfuslu kalabalık bir ilçede bunu gerçekleştirebilmek için, sosyal medya gibi elektronik haberleşmeden de faydalanabileceğini belirtti. Maltepe Kaymakamı Mustafa Tapsız, İstanbul Ajansı olarak gerçekleştirdiğimiz keyifli söyleşide, Üsküdar Salacak sahilinde Kız Kulesi ve Tarihi Yarımada’yı seyrederek çay içip simit yemenin ayrı bir keyif olduğunu ifade etti.


- Maltepe Kaymakamlığı 10. görev yeriniz. Bürokrat olmaya nasıl karar verdiniz, başka meslekler varken bu zorlu görevde sizi cezbeden şey neydi?


Ben Osmaniye’ye bağlı Kadirli’de doğdum, büyüdüm. Çocuklarım yıllarımda orada kaymakama herkes itibar ederdi. Özellikle bayram törenlerinde hatırlıyorum; biz şiir okurduk, alkış alırdık. Ama asıl alkışı kaymakam alırdı. O zamanlarda bende “Acaba kaymakam olabilir miyim?” düşüncesi oluştu. Zamanla kaymakamların toplum içindeki fonksiyonunu kavradım.


Kaymakam olmaya lise son sınıfta karar verdim


Daha sonra lise eğitimini geçirdiğim Adana’da, dışarıda tesadüfen cama yapıştırılmış bir ilan gördüm. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin yayınladığını anladığım ilanda, bu fakülteyi bitirenlerin kaymakam ve vali olabileceği yazıyordu. O ilanı aldım ve cebimde koydum. Hafta sonu Kadirli’ye eve giderken yolda küçük kardeşime o ilanı gösterdim. Ona, bu fakülteyi okuyarak bürokrat olmak istediğimi söyledim. Daha sonra o da benim gibi Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi okumaya karar verdi. Kardeşim şuan Kilis Valisi olarak görev yapıyor. Ben de temmuz ayında yayınlanan Kaymakam ve Vali Yardımcısı Kararnamesi ile Ankara Vali Yardımcılığı görevimden ayrılarak Maltepe Kaymakamı olarak atandım.

- Maltepe Kaymakamlığı olarak başlattığınız ve hali hazırda devam eden projelerinizden biraz bahsedebilir misiniz?


Hayalleri olmayan insanlar plan yapamaz, planı olmayan da icraat yapamaz. Ben buraya temmuz ayında atandım ancak buraya gelmem ağustos ayını buldu. Elbette düşündüğümüz, tasarladığımız projelerimiz var. Bunun için ilçeyi tanımak, bölgenin dinamiklerini bilmek çok önemli. Yanlış bilgiler üzerine yanlış projeler geliştirirsiniz. Dolayısıyla ben hâlâ gözlem, fikir oluşturma ve tanıma safhasındayım. Elbette ki düşündüğüm bazı projeler var.


Genç nüfusu değerlendirmemiz lazım


İstanbul gibi büyük bir şehirde bir kaymakamın yapacağı projeler belirli sınırlar içerisindedir. İlçemize, Avrupa Birliği’nin sunduğu azı imkanlar var. İlçedeki yetişmiş personeli, genç nüfusu değerlendirmemiz lazım. Bunun dışında İstanbul Kalkınma Ajansı’nın önemli hizmetleri var. Ben gelir gelmez Ajansımızı yakın takibe aldım. Proje ekibimize de gerekli talimatları verdim. Kamu sektörünün kullanıma açtığı birçok hizmet alanları var, bunları değerlendirmemiz lazım.


Yurt dışına giden öğrencilerimiz var


Geçen aldığım bilgiye göre, son 3 yılda toplamda 3 bin 400 civarında ortaokul ve lise öğrencisi ile öğretmenlerimiz, Milli Eğitim Bakanlığı aracılığıyla yurtdışına gitmiş. Bu çok iyi bir sayı. En az 4 tane yurtdışından gelen heyeti ben burada kabul ettim.

Bize asıl uygun olan, İstanbul Kalkınma Ajansı’nın açtığı 5 ana alan var. Bunlardan; afetlere hazırlık, enerji verimliliği, yardıma muhtaç ve engelli vatandaşlara yönelik eğitim ve istihdam sağlama konularıyla ilgili proje hazırlamaya başladık.


Gönül köprüleri kurmaya geldim


Asıl yapmam gerekenin şu olduğunu düşünüyorum, ki ilk geldiğim zaman bunu Twitter ( twitter.com/mustafatapsiz ) ve Facebook’taki ( facebook.com/mustafa.tapsiz ) sayfalarımda da yazdım. O da şuydu: “Gönüller yapmaya geldim.” Aslolan insanların gönüllerine dokunabilmektir, gönül köprüsü kurabilmektir. Bu evvela kişilerin ailesi ve çocuklarından başlar. Daha sonra bunu genişletirsiniz, çalışma ortamına taşırsınız. Biz mesela artık personelimizle birlikte öğlen yemeklerini burada yiyoruz, dışarıya çıkmıyoruz. Hükümet Konağımız tamamlandığı zaman bunu diğer kurumlarımızla da yapacağız. İşte biz bunu, 460 bin nüfuslu Maltepe’nin tamamına nasıl yayarız, bunu düşünüyoruz, asıl yapmamız gereken bu. Bunun için sosyal medya gibi elektronik haberleşme araçlarını da kullanmamız lazım. Tabi aslolan bire bir temas etmektir. Beraber yemek yemek, çay içmek, sohbet etmektir.


Küskün insanlara ulaşacağız


Buraya geldiğim ilk gün karşılaştığım temel problem, birkaç mahallemizdeki terör olayları oldu. Ülkemizin maalesef bir gerçeği olan terör olaylarına yol açan bir takım illegal faaliyetler yürütülüyor. Bu küskün ya da kızgın insanları, gönüllerini yaparak kazanabiliriz. Kolluk kuvvetlerle alınacak önlemler var evet. Ancak ben, devletin Maltepe’deki sivil temsilcisi olarak, sosyal ve kültürel alanda polisiye tedbirlerin dışında sivil inisiyatif kullanarak o insanlarla birlikte olmam lazım. Bu konuda olumlu sonuçlar da almaya başladık. Maltepe zaten ekonomik anlamında destek olunması gereken bir yapıda görünmüyor. İstanbul geneline baktığımızda, Maltepe’de yoksulluk ya da işsizlik en temel problemimiz değil. Bizim; uyuşturucu, illegal örgütlerin ağına düşmek gibi başka problemlerimiz var. Bunları da; gönüllere dokunarak, insanlara ulaşarak çözeceğiz inşallah.


'Lider Öğretmen' projemiz devam edecek


Benden önceki kaymakam arkadaşımızın başlattığı “Lider Öğretmen” diye çok güzel bir projesi var. Biz bunu devam ettireceğiz. Çünkü öğretmeni doğru bilgilerle donatmadan öğrenciyi doğru yetiştiremezsiniz. Bu da ele alınması gereken önemli bir konu. Bunun dışında, İstanbul Valimiz Hüseyin Avni Mutlu’nun başkanlık ettiği Kaymakamlar Toplantısı’nda ele alınan bir konu vardı; okuma yazma kursları. Gençlerimizin dışında ihmal etmememiz gereken başka kesimler de var. 2014 yılına girerken hâlâ okuma yazma bilmeyen insanlar var maalesef. Şuan 1000 okuma bilmeyen vatandaşımızı tespit ederek onlara kurs veriyoruz.


- İstanbul’da gezmekten keyif aldığınız yerler var mı?


Hizmette 27. yılım bitiyor. Son 5 yıldır Ankara’daydım. Ankara’dan sonra nereye gidilir? Tabi ki İstanbul... Arada gelip gidiyordum ancak ilk defa uzun süreli görev almak üzere buraya atandım.


İstanbul’un içinden deniz akıyor


Ben dünyada çok şehir gezdim. Her yerin kendine has güzelliği var. Ama hiçbiri İstanbul gibi değil. Şuna dikkat edin; İstanbul’un içinden deniz akıyor. Birçok şehrin içinden nehir geçiyor ya da körfez şehirlerde deniz yer alıyor. Ama hiç birinde İstanbul gibi deniz akmıyor. İstanbul’da dalgalı değil, akıntılı bir deniz var.


Salacak’ta çay içmek bir keyif


İstanbul’da her yer tarih. Üsküdar Salacak’ta oturup, çay ve simit eşliğinde Kız Kulesi ve Tarihi Yarımada’yı seyredebiliyorsun. Bu çok keyifli bir şey. Ben toplantılara mümkün olduğunca vapurla gidiyorum. İstanbul Boğazı’nda vapur seyahati müthiş bir keyif veriyor insana.


- İstanbul’u diğer ülke metropollerinden ayıran en büyük özelliğinin ne olduğunu düşünüyorsunuz?


Londra’yı, New York’u görme fırsatım oldu. Bu şehirleri ilk gördüğünüzde etkileniyorsunuz. İnsanlar bu şehirleri çok güzel planlamışlar. Daha sonra bu ilk görüşte oluşan heyecan sıradanlaşmaya, rutin ve sıkıcı hale gelmeye başlıyor. İstanbul böyle değil. İstanbul’un yaşadığını hissediyorsunuz. Gecenin saat üçünde bakıyorsun hala trafik var.


Şikayetçiyiz ama vazgeçemiyoruz


Şu an İzmir Karşıyaka Kaymakamı olan, bir önceki Beşiktaş Kaymakamı Sadettin Yücel benim sınıf arkadaşımdı. 3 sene önce İstanbul’a geldim. Sadettin’de akşam yemeği yiyeceğim. Eşimle beraber özel aracımızla saat 17.00’de Zeytinburnu’ndan çıktık. Çok trafik vardı ve biz Beşiktaş’a saat 22.00’de vardık. Galata Köprüsü’nden sonra özellikle adım adım ilerliyordu. Neyse saat 02.00’de kalktık Beşiktaş’tan yola çıktık. İnsanlar hala sokaktaydı. O saatte trafik vardı. Biz Zeytinburnu’na vardığımızda saat 05.00 olmuştu. İstanbul zorlu bir şehir. Herkes bundan şikayet ediyor ama kimse de vazgeçmiyor. Bu bile keyif veriyor.


Fatih’in şehri İstanbul


İstanbul’un ruhu var. ‘Ben geçmişten geliyorum, geleceğe gidiyorum’ diyen bir şehir İstanbul. Fatih Sultan Mehmet’in şehri burası. Yahya Kemal’in söylediği; Süleymaniye’de bayram namazı kılmak... Ben ilk bayram namazını çocuklarımla beraber Süleymaniye Camii’nde kıldım.


Anadolu Yakası’nın en iyisi Maltepe


Anadolu Yakası’nın en güzel ilçelerinden biri de Maltepe. Bu ilçede bir huzur var, dinginlik var. Avrupa Yakası’nın karmaşası yok, trafiği daha rahat. Karşınızda Adalar manzarası var. Maltepe sahilinde gezmek ayrı bir keyif zaten.

- İstanbul’un daha yaşanabilir bir kent olması için neler yapılabilir sizce?


Ulaşımda metro yatırımları maalesef çok geç kalınmış. Toplu taşımayı geliştirmeden, yaygınlaştırmadan trafikten kurtulmamız çok zor. İstanbul’da trafiğe her gün binlerce araç giriyor. Nüfus sürekli artıyor. Binalar sürekli dikine doğru büyüyor. Buna karşın yollarımız genişlemiyor.


Marmaray’ın açılması önemli


Mesela ben buradan, Türk Telekom Arena Stadyumu’na metroyla gidebilecek olsam neden arabamla gideyim ki? Herkes özel aracıyla çıkınca yollar tıkanıyor, köprüler kilitleniyor. O yüzden Marmaray’ın açılması çok önemli. Tüp geçit önemli, 3. köprü çok önemli. Yeter mi? Büyük ihtimalle yetmeyecek. Bizim metroya ağırlık vermemiz gerekiyor, ki bunlar yapılıyor da.


- Günümüz gençlerine; devletine, milletine hizmet etmeleri için neler yapmalarını tavsiye edersiniz?


En başta şunu söyleyebilirim ki; ahlâk çok önemli bir husus. Gençlerimiz en başta ahlâklı olacak, yalan söylemeyecek. Bizde şöyle bir problem var; insanlar onlara verilen nimetin farkında değil, muhasebe yapmıyor. Herkes istiyor ki ‘benim çocuğum vali olsun, kaymakam olsun, mühendis olsun, hakim olsun, mühendis olsun’. İyi de senin çocuğunun yeteneği kaymakamlık değil. Aslolan, insanların alanında uzman olduğu meslekleri yapmasıdır.


Çocuklarımızı doğru yönlendirmeliyiz


İşini iyi yapan takdir edilir. Biz bunu çocuklarımıza vermiyoruz. Biz istiyoruz ki çocuğumuz kravat taksın, takım elbise giysin, masa başında otursun. Böyle mutlu olunacağını sanıyor insanlar. Halbuki böyle değil. Biri ‘ben iyi dikiş dikerim’, başka biri ‘ben iyi çay demlerim’ diyorsa onların elini öpmek lazım, takdir etmek lazım.


İşimizi ahlaklı yapmalıyız


Aslında eğitimden kasıt; önü açık, düşünebilen, hedefleri ve idealleri olan insanlar olmalı. Çöpçü de olsa, hakim de olsa, mesleği ne olursa olsun işinin en iyisini yapacak. Bunu da ahlâklı bir biçimde yapacak.


30-40 sene öncesinin Türkiye’sinde yaşamıyoruz


İlkokuldan itibaren herkes bir farklılık ortaya koymalı. ‘Herkes ne yapıyor; şunu yapıyor. Ben ondan bir adım önde olmalıyım ki hedefime daha çabuk ulaşayım.’ diye düşünmeliyiz. 30-40 sene öncesinin Türkiye’sinde yaşamıyoruz. Global bir dünyada yaşıyoruz. Eskiden insanlar kendi şehrinde bir iş bulmaya çalışıyordu. Son yıllarda Türkiye genelinde iş bulmak hedef haline geldi. Ancak bizim çocuklarımız bundan sonra ya Pekin’nde iş bulacak ya Cape Town’da ya da Moskova’da. Gençlerimizin, dünyanın her yerinde iş bulabilir yetenekte olması lazım.


- Peki çok teşekkür ediyorum. Umarım keyifli bir sohbet olmuştur.


Ben teşekkür ederim.


Kaynak Link


  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram
  • Beyaz LinkedIn Simge

© İşbu sitenin tüm hakları saklıdır. Site içerisindeki fotoğraflar ve diğer dökümanlar izinsiz kopyalanamaz, çoğaltılamaz. Şahsımdan izin almak veya kaynak göstermek suretiyle bilgi paylaşımı yapılabilir.