• Selim Ural

"Çocuklara yapılan yatırım ülkenin geleceğine yapılan yatırımdır"

Kağıthane Kaymakamı - Ahmed Akın Varıcıer

Röportaj: Selim Ural / İstanbul Ajansı

24 Temmuz 2013

2010 yılından beri Kağıthane Kaymakamlığı görevini yürüten Ahmed Akın Varıcıer, İstanbul Ajansı'nın sorularını yanıtladı. Genç yaşta Türkiye'nin 8 farklı merkezinde kaymakamlık yapan Varıcıer, kişisel olarak grafik tasarımla yakından ilgileniyor. Kağıthane Kaymakamlığı'nın logosunun yanı sıra Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Bitlis Eren Üniversitesi, Siirt Valiliği, Palandöken Belediyesi ve Eyüp Kaymakamlığı'nın mevcut logolarını tasarlayan Varıcıer, eğitim ve aile içi iletişim üzerine geliştirdiği sosyal projelerle dikkat çekiyor. Tarihi yarımadada gezmeyi çok sevdiğini söyleyen Kağıthane Kaymakamı Ahmed Akın Varıcıer ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik...


- Kağıthane Kaymakamlığı görevinizle beraber meslekte 25. yılınız. Bürokrat olmaya nasıl karar verdiniz, bu zorlu görevde sizi cezbeden şey neydi?


Ben memur çocuğuyum. Babanız devlet memur olunca memurluğa sempatiyle bakıyorsunuz. Ben mesleğimi de okulumu da isteyerek, severek seçenlerdenim. Kaymakamlığı seçmemin temel sebebi halka hizmet etme duygusudur. Bunu, alana inerek bizzat vatandaşa sunabiliyorsanız en güzeli budur. Makamlar gelip geçicidir. Kimse burada bakî kalmıyor. Gençliğimde devlet dairelerinde yaşadığım bazı zorlukların da buna vesile olduğunu söyleyebilirim.


- Kaymakamlık makamının görev ve yetkilerini nasıl tanımlarsınız? Kaymakamlık ile belediyenin farkını okurlarımıza nasıl açıklayabilirsiniz?


Biz, İstanbul’a gelinceye kadar hem sorumluluk anlamında hem de fonksiyonel anlamda daha belirgin bir çizgideydik. İstanbul’a gelince bazı hizmetlerin daha merkezileştirilmiş olduğunu gördük. Mesela en temel hizmetlerden bir tanesi güvenlik, asayiş hizmeti. Çok yakın bir zamana kadar Kağıthane’de Önleyici Hizmet Birimimiz yoktu. Devriye hizmetleri yaptıracaksınız, suç işlenmesini önlemek için tedbir alacaksınız, ama personel ve biriminiz yok. Şimdi böyle bir durumda vatandaş sizden bu hizmeti bekliyor. Biz bunu gerçekleştirdik.


Belediyelerle ilgili konuya gelince; özellikle eğitim hizmetlerinde biz belediyeyle kesişiyoruz. Sevk ve idare yönünden eğitim tabi ki bize bağlı birimler. Ama belediyenin elinde maddi kaynak ve bütçe olduğu için fonksiyonel olarak öne çıkıyorlar. Biz de bu imkanı bir rekabet olarak değil de, bir işbirliği olarak değerlendiriyoruz. Yapacağımız çalışmaları belediyeye bildirerek birlikte projeler oluşturuyoruz. Bana gelen talepler, belediyenin görev alanıyla alakalı oluyor bazen. ‘Bu benim görevim değil’ diyemezsiniz. Sonuç itibariyle vatandaş bunu sizden bekliyor. Biz de yardımcı oluyoruz, yol gösteriyoruz. Belediyemiz de, kendi görev alanına girsin girmesin, bizimle birçok konuyu istişare ediyor.

- Kağıthane Kaymakamlığı olarak gerçekleştirdiğiniz projelerinizin eğitim ve insan ilişkileri ağırlıklı olduğunu görüyorum. Kaymakamlık olarak başlattığınız ve hali hazırda devam eden projelerinizden bahsedebilir misiniz?


Özellikle metropol şehirlerde aile içi iletişim zayıflamış durumda. Aile içinde iletişim zayıfladığında bir takım sosyal riskler ortaya çıkıyor. Nedir bu; madde kullanımı, aile içi şiddet vs. Bunlar diğer şehirlerde olduğu gibi İstanbul’da da yoğunlukla hissedilen sorunlar. Örneğin madde kullanımının, gençlerin üzerindeki etkisini ortadan kaldırmak için, “Madde kullanmayın, şunu yapmayın, bunu yapmayın” gibi telkinlerin çok faydası olmadığına inanıyoruz biz. Biz de projelerde özellikle aile içi iletişimi kolaylaştıran, kapıları açan projeler yaptık.


Bunun dışında sosyal hizmetlerimizde çocuk evlerimiz var. İstanbul’da kaymakamlık bünyesinde açılmış ikinci bir çocuk evi yok şuan. Üç evimiz var. Burada on beş çocuğumuz bizim himayemizde. Çocuklar bizim geleceğimiz. Çocuklara yapılan yatırım çok kısa sürede karşılığını veriyor. Özellikle anasınıfı çağında eğitim çok önemli. Biz burada 20 tane anaokulu binası yaptırdık okul bahçelerine. Her bir anasınıfı 4’er, 5’er derslikli. Çocuklara okul öncesi ne kadar yaklaşırsanız, ne kadar güzel bir adım attırırsanız, gelişimi daha güzel oluyor. Çocuklara ve gençlere yapılan yatırım ülkenin geleceğine yapılan yatırımdır. Ben de bu tür sosyal konularla ilgiliyim. Onun için bu konulara ağırlık vermeye çalışıyorum.


- Sizin bir de grafik tasarım merakınız var; çeşitli logolar tasarlıyorsunuz, çiziyorsunuz. Gerek yerel gerekse uluslararası yarışmalardan ödüller de kazandınız. Hangi kurumlara, kaç logo tasarladınız?


Tasarımda iddialıyım. Yani bir logo tasarımında verilmek istenen mesajı verebildiğime inanıyorum. Ama teknik olarak yeterli olmayabilirim. Palandöken Belediyesi bir logo yarışması düzenlemişti. Profesyonel bir jüri oluşturulmuştu ve benim tasarladığım logo orada seçildi. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nden hocalar aradı beni, tasarladığım logoyu beğendiklerini söylediler. Logo tasarım yarışmalarında 5 tane birincilik, 1 ya da 2 tane de ikincilik ve üçüncülüğüm var. Bitlis Eren Üniversitesi, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Palandöken Belediyesi, Dinar Belediyeler Birliği, Siirt Valiliği, Eyüp Kaymakamlığı, Posof Kaymakamlığı’nın logoları da bana ait.


- Peki İstanbul’a gelecek olursak, bu şehirde gitmekten keyif aldığınız yerler var mı?


Tarihi yarımada ve Boğaz, bir numara benim için. Sultanahmet Meydanı çok hoşuma gidiyor, yani orası Ramazan haricinde de çok sevdiğim bir yer. Modern yerler pek hoşuma gitmiyor. Zaten denizin kenarında biraz yürümeniz, martılara yem atmanız bile İstanbul’da her şeye değer. Alışveriş merkezlerine gitmekten hiç hoşlanmıyorum. Çok ciddi bir stres kaynağı. Ben çocukların oraya götürülmesine hoş bakmıyorum. Onun yerine Topkapı Sarayı’nı gezmek daha iyi bence. 24 saatlik bir şehir burası, 24 saat yaşıyor ve güvenli yaşıyor. Ülke seviyesinde bir şehir de bu kadar az riskle yaşamak herkese nasip olmaz. Yurtdışında bazı şehirlerde akşam 7’den, 8’den sonra hayat bitiyor ve kapalı mekanlarda hayat başlıyor. Burada sürekli bir canlılık var ve yaz-kış bu şehir canlı.


- Mülki amir veya kaymakam olmak isteyen gençlere bu yolda neler önerirsiniz?


Bir kere öncelikle gençlerimizin kişilik analizi yaptırmaları lazım. Yani kişilik bu mesleğe uygun mu değil mi? Öğretmenlik, doktorluk, mühendislik, kaymakamlık… Kamu yönetimi insan odaklı bir iş olduğu için bu mesleği seçecek kişilerin mutlaka iyi bir dinleyici olmaları gerekiyor. Empati kurabilmeleri, karşıdakinin ne hissettiğini anlayabilecek potansiyele sahip olmaları gerekiyor. Sabretmeyi öğrenmek lazım. Bir mülki amirin, cereyan eden bir olaya yangına körükle gider gibi gitmesi farklıdır, empati duygusuyla yaklaşması farklıdır. Bunun faydası çok kez gördük biz. Fevri hareket etme, erken karar alma, danışmama bizim meslek hastalığımızdır. Lider yönetici ile normal yönetici arasındaki, buradan kaynaklanır. Liderlik vasıflarına sahip insanların kaymakam olması lazım.


- Peki çok teşekkür ediyorum. Umarım keyifli bir sohbet olmuştur.


Ben teşekkür ederim.


Kaynak Link


  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram
  • Beyaz LinkedIn Simge

© İşbu sitenin tüm hakları saklıdır. Site içerisindeki fotoğraflar ve diğer dökümanlar izinsiz kopyalanamaz, çoğaltılamaz. Şahsımdan izin almak veya kaynak göstermek suretiyle bilgi paylaşımı yapılabilir.