• Selim Ural

Bayrampaşalı engelli vatandaşların umudu 'Berhayat' olacak

Bayrampaşa Kaymakamı - Hasan Gözen

Hami-Yet projesiyle hem Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü himayesindeki çocuklara aile ortamı sağladıklarını, hem de eşi vefat etmiş kadınlara maddi ve manevi destek verdiklerini kaydeden Bayrampaşa Kaymakam Hasan Gözen, ilçede ikamet eden engelli vatandaşlar için başlattıkları ‘Berhayat’ projesinden dolayı heyecanlı olduklarını söyledi.

Röportaj: Selim Ural / İstanbul Ajansı

27 Eylül 2013

1 senelik görev süresi boyunca ilçe sakinleri tarafından kısa sürede sevilen bir isim haline gelen Bayrampaşa Kaymakamı Hasan Gözen, İstanbul Ajansı’nın sorularını yanıtladı. ‘Hayatın içinden’ anlamına gelen ‘Berhayat’ isimli projeyle, evde bakım hizmeti alan engelli vatandaşların ihtiyaçlarını gidererek onları sosyal hayata çekmek istediklerini söyleyen Kaymakam Gözen, bu Kurban Bayramı’nda 300 aile adına kurban keseceklerini söyledi. Yüksek lisansını İngiltere’nin Exeter Üniversitesi’nde tamamlayan Gözen, uluslararası ilişkiler bölümünü bitirmesinin yanı sıra polis akademisinde de eğitim gördü. Boş zamanlarında Hıdiv Kasrı’na gitmeyi tercih ettiğini belirten Kaymakam Gözen ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik…


- Bayrampaşa Kaymakamlığı 10. görev yeriniz. Şunu öğrenmek istiyorum; bürokrat olmaya nasıl karar verdiniz, başka meslekler varken bu zorlu görevde sizi cezbeden şey neydi?


Ben bugüne kadar iş farkı gözetmeksizin ne iş olursa olsun hep en iyisini yapmaya çalıştım. Ben herkesin yaptığı işin değerli olduğuna, kutsal olduğuna inanıyorum. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde okuduğum için de belli bir hedefim vardı. İngilizcemi de kendi imkanlarımla geliştirmeye gayret ettim. O dönemde toplum içerisinde yaşarken, diplomasi alanında öne çıkmış olaylardaki meslek mensuplarını örnek alıyordum. Bürokratlığı seçmemdeki en önemli etkenin bu olduğunu söyleyebilirim. Kaymakam olurken, bürokratlıkta topluma en yakın olduğum alanı tercih etmek istedim.

İlçede birçok kişinin bildiği Hami-Yet projemiz var. Bu projemizin iki ayağı var. Birincisi; Mutlu Yuva Mutlu Yaşam Derneği ile birlikte yürütülen, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’nün himayesindeki belirli yaş gruplarından çocukların kaldığı evler… O evlerin kiralanması ve ihtiyaçlarının giderilmesini ilçemizde biz sağlıyoruz. Bir de her çocuğun bir koruyucu Hami-Yet ailesi var. Bu aileler, Türk örf ve adetine uygun bir şekilde aile yaşamı sürdüren, annenin ve babanın rolünü etkin bir şekilde ortaya koyduğu ailelerden seçiliyor. Bu çocuklarımız, hafta sonları bir gün bu aileleri görmesi için irtibatlandırılıyor. Buraya kadar olan kısım, az önce de ifade ettiğim gibi Mutlu Yuva Mutlu Yaşam Derneği ile ortaklaşa yürütülen bir projeydi. Asıl Hami-Yet projemiz ise, eşi vefat etmiş ailelere yönelik bir proje. Projemizde şuan yaklaşık 550 aile ve 1080 çocuk var. Bu kapsamda eşi vefat eden kişiler bu sisteme dahil oluyor. Nüfus Müdürlüğü’nden, bu durumda olanlarla ilgili her türlü bilgiler alınıyor. Proje kapsamında, psikolojik destekten eğitime, kültürel destekten sosyal gezilere kadar her türlü ihtiyaç giderilmeye çalışılıyor. Kadınlarımıza Kur’an-ı Kerim kursu, kuaförlük, aşçılık, biçki dikiş gibi meslek edindirmeye yönelik kurslar veriyoruz. Bunun dışında bu vatandaşlarımızın çocuklarına eğitim desteği de veriyoruz, burslar veriyoruz. Her sene Kurban Bayramı’nda, bayramın mana ve mahiyetini, insan hayatına etkilerini her yönüyle görüp içselleştirmelerini için onlar adına da kurban kesiyoruz. Geçen sene 250 adet kurban kesmiştik. Aileler adına bu sene de 300 kurban kesmeyi planlıyoruz. Kurban Bayramı’nın ikinci günü, kapalı bir spor tesisinde bu ailelerimize ve çocuklarına eğlence düzenleyeceğiz. Çeşitli gösteriler organize ettik.

Hami-Yet projemizin dışında engelli vatandaşlarımıza yönelik bir proje geliştirdik, geliştiriyoruz. Engelli Yaşamını Kolaylaştırıcı Sosyal Destek Projesi olarak geliştirdiğimiz projemize kısaca, ‘hayatın içinden’ anlamına gelen ‘Berhayat’ adını koymayı düşünüyoruz. Bu kapsamda, evde bakım ücreti alan ailelerin ihtiyaçlarını gidermeyi hedefliyoruz. Bunun bir ayağı; yaşadıkları evin, engelli yaşamına uygun hale getirilmesini kapsıyor. Öte yandan evden çıkamayan engelli vatandaşlarımızın sosyalleşmesini sağlayarak moral ve motivasyon sağlamayı hedefliyoruz, ihtiyaçlarını gidermek istiyoruz. Ben bu ailelerden 60 tanesini bizzat ziyaret ettim. İş adamlarımızla da irtibat kurarak maddi yardım sağlamaya çalışıyoruz. Biz bu projenin uygulamasına başladık ancak henüz yazımını tamamlamadığımız için duyurmadık. Açıkçası ilçemizde, bu engelli çocuklarımızın gidebileceği gerek eğitim gerekse sosyal olarak kurumlara ihtiyacımız var. Biz kaymakamlık olarak bunları halletmeye çalışıyoruz.


Bunların dışında bir de Mitroviça’da ilçe belediyemiz ve müftülüğümüzle beraber yürüttüğümüz cami projemiz var. Kosova’da yer alan Mitroviçe, bizim kardeş şehrimiz. Bu şehirde, önümüzdeki 5-6 ay içerisinde yapımı tamamlanacak bir camimiz var. Bunun yapımını da biz üstleniyoruz.


- İstanbul’da gezmekten keyif aldığınız yerler var mı?


İstanbul’un tarihi mekanlarını gezmeyi seviyorum. Vaktim olduğu müddetçe Sultanahmet Camii ve Eyüp Sultan Camii bölgelerini gezmeye giderim. Bunların dışında Hıdiv Kasrı’nın olduğu yeri çok severim. Çamlıca Tepesi’nde İstanbul manzarasına karşı çay içmek çok keyifli benim için. Bir de zaman zaman Belgrad Ormanları’na giderek, orada bozulmamış doğanın tadını çıkarırım.

- İstanbul’un daha yaşanabilir bir kent olması için neler yapılabilir sizce?


İstanbul, kendi kültürümüzle yoğurulmuş, tarihi geçmişi olan bir yer olduğu için her yerinden keyif alıyoruz. Ama İstanbul hızlı bir kentleşme süreci yaşadığı için maalesef kendine has bir mimari yapısı yok. Londra’yı, Paris’i diğerlerinden ayıracak olan özelliklerini görebiliyoruz. Ama İstanbul’un maalesef camilerinin dışında böyle bir mimarisi yapı yok. Halbuki bizim eski Osmanlı konaklarımız var. Bizim de kendimize has geliştirdiğimiz bir mimari yapımız var. Bunu Anadolu’nun bazı kentlerinde görebiliyoruz. Yani model olarak kendi örfümüzü, adetimizi, kültürümüzü, geleneğimizi yansıtan bir mimarinin çıkarılıp, bundan sonra da yeniden gelişen bir medeniyet olan Türkiye Cumhuriyeti’nin yaşanabilir alanlarına yansıtılması lazım.


- Gençlerin siyasete girmesine nasıl bakıyorsunuz? Gençlerin siyasete girmeleri, siyasetle ilgilenmeleri, daha çok vatana millete hizmet etmeleri anlamına gelir mi, siz ne düşünüyorsunuz?


Eğer siyaset, ülkenin en iyi şekilde yürütülmesini amaçlayan bir faaliyetse, bütün gençliğinde objektif ölçüler içerisinde, makul çerçevede bu alanla ilgilenmesi gerekiyor. Yoksa sürekli okuyan bir insan, hayatın içerisinde olmadıktan sonra, kitapların kendisine bahşettiği bir dünyanın dışına çıkamaz. Siyaset; gençlere bir faaliyet, bir aktivite, toplumsal sorumluluk yükleyen, topluma hizmet edebileceği alanları da gösteren ve kendini de ifade edebileceği bir alandır. Bence o yönde gençlerin önünün açılması lazım.


- Günümüz gençlerine, devletine, milletine hizmet etmeleri için ne önerirsiniz? Hangi yolu izlesinler?


Öncellikle gençlerimizin kendilerini tanımaları gerekiyor. Gençlerimiz bu yönde destek de alarak, belli bir program dahilinde, kararlı bir şekilde, kendi özelliklerini de arttırarak hedeflerine ulaşmaları gerekiyor. Bence bürokrasiden ziyade kendi işlerini kurma alanında becerilerini arttırmaları gerekiyor. Türkiye’de bu imkanlar var. Gençlerimizin fırsatları çok iyi değerlendirmeleri gerekiyor. Boş zamanlarını faydalı işlerle doldursunlar. Her şeyden önemlisi gençlerimiz; geçmişini bilmeli, anı iyi değerlendirmeli, geleceğe umutla bakmalı, umutsuzluğa hiçbir zaman kapılmamalılar. Kim ne işi yapıyorsa, en iyisini yapmanın gayreti içerisinde olmalı.


- Peki çok teşekkür ediyorum. Umarım keyifli bir sohbet olmuştur.


Teşekkür ederim.


Kaynak Link


  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram
  • Beyaz LinkedIn Simge

© İşbu sitenin tüm hakları saklıdır. Site içerisindeki fotoğraflar ve diğer dökümanlar izinsiz kopyalanamaz, çoğaltılamaz. Şahsımdan izin almak veya kaynak göstermek suretiyle bilgi paylaşımı yapılabilir.